İçeriğe geç

İran’ın sahibi kimdir ?

İran’ın sahibi kimdir? Sorunun kendisinden daha büyük bir hikâye

Ankara’da sabahları Kızılay’a doğru yürürken kafamda hep aynı tür sorular dönüyor. Ekonomi okumuş biri olarak “sahiplik” kelimesi bana şirket bilançolarını, hisse yapısını, ortaklık tablolarını hatırlatıyor. Ama devletler söz konusu olduğunda işler o kadar net değil. Hele konu İran’ın sahibi kimdir? olunca, mesele bir şirket yapısını çözmekten çok daha karmaşık bir hikâyeye dönüşüyor.

Bir keresinde üniversitede hocamız “devletler kimin mülkiyetindedir?” diye sormuştu. Sınıfta kısa bir sessizlik olmuştu. Çünkü cevap aslında teknik değil, sosyolojikti. İran örneği ise bu sorunun en çarpıcı örneklerinden biri. Dışarıdan bakınca tek bir merkezden yönetiliyormuş gibi görünen ama içine girdikçe çok katmanlı bir yapı sunan bir sistem.

İran’ın sahibi kimdir? Devlet mi, lider mi, kurumlar mı?

İran resmi adıyla “İslam Cumhuriyeti”. Bu ifade bile tek başına bize bir şey söylüyor: burada klasik anlamda bir “sahiplik” yok. 1979 devriminden sonra monarşi devrildi ve yerine teokratik ve cumhuriyetçi unsurları birleştiren bir sistem kuruldu.

Ekonomi okurken öğrendiğim en temel şeylerden biri şu: Eğer bir yapının “sahibi kim?” sorusuna net cevap veremiyorsan, orada çok katmanlı bir güç dağılımı vardır. İran tam olarak böyle.

Devletin tepesinde Supreme Leader (Rehber) var. Bugün bu pozisyonu Ali Hamaney yürütüyor. Ancak bu makam bir “cumhurbaşkanından daha güçlü başkanlık” gibi düşünülmemeli. Daha çok sistemin ideolojik ve stratejik merkezini temsil ediyor.

İran’ın sahibi kimdir? sorusuna ilk katman: Dini liderlik

İran’da en üst otorite İslam Devrimi Rehberi. Bu makam:

Silahlı kuvvetlerin genel komutanını atar

Yargı erkinin başını belirler

Devlet televizyonunu kontrol eder

Stratejik dış politika çizgisini etkiler

Ankara’daki bir kafede ekonomi mezunu arkadaşlarımla bu konuyu konuşurken hep aynı örneği veriyoruz: Bir şirket düşünün, CEO var ama CEO’yu atayan, görevden alan ve stratejiyi belirleyen başka bir “üst kurul” var. İşte İran’daki yapı buna benziyor ama daha ideolojik bir çerçevede.

İran’ın sahibi kimdir? Cumhurbaşkanı ne kadar güçlü?

Birçok kişi dışarıdan bakınca İran Cumhurbaşkanını en güçlü figür sanıyor. Ama sistem içinde Cumhurbaşkanı daha çok yürütmenin günlük işlerinden sorumlu.

Bütçe planlaması, ekonomik politikalar, uluslararası anlaşmaların uygulanması gibi alanlarda etkili. Ama kritik kararlar söz konusu olduğunda, nihai çerçeve Rehber ve onun denetimindeki kurumlar tarafından çiziliyor.

Ben bunu ilk fark ettiğimde şaşırmıştım. Çünkü Türkiye’de bile cumhurbaşkanlığı çok güçlü bir pozisyona dönüşmüş durumda. İran’da ise güç dağılımı farklı bir mimariye sahip.

İran’ın sahibi kimdir? Asıl güç ağını kim oluşturuyor?

İran’ı anlamak için sadece devlet başkanına bakmak yetmiyor. Asıl mesele kurumlar ağı.

Devrim Muhafızları (IRGC)

Ekonomiyle ilgilenen biri olarak beni en çok etkileyen yapı Devrim Muhafızları. Sadece askeri bir yapı değiller. Aynı zamanda büyük bir ekonomik aktörler.

İnşaat, enerji, telekomünikasyon ve hatta liman işletmeciliği gibi alanlarda ciddi varlıkları var. IMF ve Dünya Bankası raporlarında İran ekonomisinin önemli bir kısmının yarı-devlet kurumları ve bu tür yapılar üzerinden döndüğü belirtiliyor.

Ankara’da bir iş arkadaşım İran’a iş için gittiğinde “bazı şirketlerin kime ait olduğunu anlamak imkânsızdı” demişti. Çünkü resmi olarak özel görünüp fiilen devlet bağlantılı olan yapılar oldukça yaygın.

Bonyadlar: Görünmeyen ekonomik devler

Bir diğer önemli yapı Bonyad adı verilen vakıflar. Devrim sonrası dönemde eski rejimden kalan varlıkların bir kısmı bu vakıflara aktarıldı.

Bu kurumlar:

Vergi muafiyetine sahip

Devletten bağımsız gibi görünür

Ama doğrudan Rehber’e bağlıdır

Ekonomik raporlar, İran ekonomisinin yaklaşık %20-30’unun bu yarı-kamu yapılar üzerinden döndüğünü öne sürüyor. Net veri bulmak zor, çünkü şeffaflık sınırlı.

İran’ın sahibi kimdir? Petrol gerçeği

Ekonomi okuyan biri için İran denince ilk akla gelen şey petrol oluyor. İran Ulusal Petrol Şirketi (NIOC), dünyanın en büyük devlet petrol şirketlerinden biri.

Ama burada da klasik bir “özel şirket mantığı” yok. Petrol gelirleri devlet bütçesinin ana omurgasını oluşturuyor ama bu gelirlerin dağılımı farklı kurumlar arasında paylaştırılıyor.

Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre İran, yaptırımlar öncesinde günlük 3 milyon varile yaklaşan üretim kapasitesine sahipti. Yaptırımlar bu kapasiteyi zaman zaman ciddi şekilde düşürdü.

Bu da bize şunu gösteriyor: İran’da ekonomik güç, tek bir elde değil; enerji, askeri yapı ve devlet kurumları arasında parçalı bir şekilde dağılıyor.

İran’ın sahibi kimdir? Sokaktaki insan ne düşünüyor?

Geçen yaz Eskişehir’de tanıştığım İranlı bir öğrenciyle uzun bir sohbet etmiştim. Türkiye’ye eğitim için gelmişti ve en çok dikkatimi çeken şey, devlet yapısını anlatırken kullandığı kelimelerdi. “Katman katman” diyordu sürekli.

“Bizde devlet tek bir şey değil” demişti. “Birden fazla devlet gibi.”

Bu cümle aslında her şeyi özetliyor.

İran’da sokaktaki insan için “sahiplik” sorusu teorik bir mesele değil. Daha çok günlük hayatın içinde hissedilen bir yapı. Döviz kurları, yaptırımlar, iş imkanları, sosyal özgürlükler… Hepsi bu çok katmanlı yapının sonucunda şekilleniyor.

İran’ın sahibi kimdir? Ekonomi verileri ne söylüyor?

Ekonomik göstergelere baktığımızda tablo daha netleşiyor ama aynı zamanda daha karmaşık hale geliyor.

IMF verilerine göre İran ekonomisi yüksek enflasyon döngülerine sık sık giriyor

Yaptırımlar nedeniyle dış ticaret kanalları sınırlı

Enerji gelirleri ekonominin temelini oluşturuyor

Kamu dışı ama devlete bağlı kurumların payı yüksek

Bu yapı, klasik anlamda “özel sektör – devlet” ayrımını bulanıklaştırıyor.

Ankara’da derslerde öğrendiğimiz modeller genelde iki kutupludur: devlet ya vardır ya yoktur. İran ise bu modelin arasına sıkışmış hibrit bir sistem gibi.

İran’ın sahibi kimdir? Gücün dağınık haritası

Bir ülkeyi “kim yönetiyor?” sorusuyla anlamaya çalışmak çoğu zaman yanıltıcıdır. İran’da bu daha da belirgin.

Güç:

Dini liderlikte

Seçilmiş kurumlarda

Askeri-ekonomik yapılarda

Yarı bağımsız vakıflarda

dağılıyor.

Bu yüzden tek bir “sahip” aramak, aslında yanlış bir çerçeve kurmak oluyor. İran, daha çok birbirine bağlı ama farklı ağırlıklara sahip aktörlerin oluşturduğu bir sistem.

İran’ın sahibi kimdir? Ankara’dan bakınca görünen şey

Bazen Kızılay’da otobüs beklerken düşünüyorum: Devletler aslında birer organizma gibi. İçlerinde farklı organlar var ve her biri ayrı bir iş yapıyor. İran bu metaforu en iyi karşılayan örneklerden biri.

Bir yanda ideolojik merkez, bir yanda ekonomik devler, diğer yanda askeri yapılar… Ve bunların hepsi aynı ülkenin içinde, aynı bayrağın altında.

Bu yüzden “İran’ın sahibi kimdir?” sorusu tek bir isimle cevaplanabilecek bir soru değil. Daha çok bir güç haritası sorusu.

Ve o harita, dışarıdan bakıldığında sandığımızdan çok daha karmaşık.

Sitemizden Önerilen: İnterneti bulan kişi kim ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://kagforum.com https://solenenerji.com.tr https://netadam.com.tr Sitemap
https://ilbet.online/famecasino girişgrandoperabetwww.betexper.xyz/