Güvenmek Kökü Nedir? Bir İzmirli Genç Yetişkinin Gözünden
Güvenmek, bir insanın en zor ama en değerli alışkanlıklarından biridir. Fakat, güvenmek kökü nedir? Bu sorunun cevabını bulmaya çalışırken, biraz mizah, biraz içsel monolog ve İzmirli bir gencin gözünden bakalım bu konuya.
—
Güvenmek Nedir? Ciddi Bir Başlangıç, Ama Unutma Seninle Beraberim
Bir akşam çayı içiyorum, İzmir’in o meşhur sıcağında, güneşin batışına doğru yaklaşırken. Kafamda bir düşünce var, tıpkı herkesin kafasında bir düşünce olduğu gibi: Güvenmek kökü nedir? Bunu ciddi bir şekilde düşünmeye başladım. Çünkü bir insanın güvenmek gibi bir durumu anlaması, kendi hayatını da anlamasıyla doğrudan ilişkili, değil mi? Hani bazen insanlar “güven sorunum var” der ya, işte o güven sorunu aslında hayatın ta kendisiyle ilgili bir sorundur. Bunu anlamak için önce çayımı bitirmem lazım, çünkü her büyük düşüncenin yanında bir çay olmalı.
Güvenmek, evet, herkesin kolayca verebileceği bir şey gibi görünür. Ama hayatta öyle anlar gelir ki, insanın “güvenmek” üzerine sorgulamalar yapması gerekir. Mesela, bir sabah annem bir arama yapar: “Köpeği aldın mı? Hava çok sıcak, dikkat et!” Ben de telefonu kapatıp, içimden: “Evet, anne, köpeği aldım, güveniyorum ama…” diye söylenirim.
Bu da bir güvenmek hali aslında. Hani, anneyi seviyorsun, ona güveniyorsun ama bazen bu güven, işin içine “acaba?” sorusunu sokuyor. Ama işte hayatın ironisi, annene bile güvenmek zorlaşıyor, çünkü herkesin bir ‘güven problemi’ var. Ama nedir bu güvenmek? Kökü nedir?
—
Güvenmek Kökü: İnsanlık Tarihinin En Eski Sorusu
Bu soruya odaklanmak, zamanla biraz daha derinleşiyor. Yani, güvenmek kökü nedir? Dediğimizde, sadece bireysel ilişkileri değil, insanlık tarihini de sorguluyoruz. Güvenmek, aslında çok eski bir şey. Hepimiz köklerimize bakarken, o ilk adımı atan insanları düşünüyoruz.
Mesela, M.Ö 10. yüzyılda biri kalkıp da, “Ben sana güveniyorum, hadi şu avı yapalım!” deseydi, bu adamın kafasını biraz sorgulardık, değil mi? Çünkü o zamanlar “güvenmek” biraz daha net bir şekilde pratikte hayat buluyordu: Ya seni kurtarırım, ya da sen beni. İyi bir takım olmak zorundaydın. Yani, günümüz gibi “Sana güveniyorum ama…” demek yoktu. Ne güveniyordun, ne kadar güveniyordun, bilmiyordun! Ama işte bir şekilde hayatta kalıyorduk. Şimdi ise güvenmek, bir yığın belirsizlikle çevrili.
—
İç Sesimle Muhasebe: Güvenmek Kökü Hakkında
Biraz derin düşünmeye başladım, tamam mı? Güvenmek, hem tarihsel olarak hem de kişisel olarak karmaşık bir şey. Ama bir de iç sesim var tabii ki.
“Ya, bu yazı biraz fazla derin oldu, biraz hafifletmek lazım.”
Evet, güvenmek konusu derin, ama bir yandan da şu var: Bizim gibi İzmirli gençlerin hayatında her şey daha pratik ve biraz daha eğlenceli. Çünkü güvenmek, bazen gülmek, bazen şaka yapmak, bazen de her şeyin tersini yapmakla ilgilidir. Hadi gelin bir arkadaş ortamında güvenmek nasıl işliyor ona bakalım.
—
Güvenmek ve Arkadaşlar: Bir Kahve Sohbetinden Doğar
Önceki hafta bir arkadaşımın doğum günüydü, orada şunu fark ettim: İnsanlar birbirlerine güveniyorlar ama genelde sadece birkaç şeye güveniyorlar. Mesela bir arkadaşım var, o sürekli “Ya ben kesinlikle bu yazıyı bitireceğim!” diyor, ama yazıyı bitirebileceğine ne kadar güvenebilirim ki? Hangi yazıyı? Hangi projeyi? “Yok, bu yazıda kesinlikle bir şeyler var!” diyorum, ama gerçek şu ki, yazı hâlâ ortada yok.
Güvenmek işte bu kadar kırılgan bir şey. En yakın arkadaşınız bile size güveniyor ama bir yandan da o güvenin içine biraz eğlence ve şüphe katıyor. Arkadaş ortamında güvenmek, aslında insanın başını belaya sokmamak anlamına geliyor. Çünkü birinin arkadaşıysa, ona güvenmen lazım. Ama ne kadar güveniyorsun? O kadar işte!
“Ya, bu işin sonunda benimle dalga geçer mi?”
“Ya yapar, yapmaz!”
İşte güvenmek, bunların hepsini içeriyor. Hem şüphe var, hem eğlence var, hem de gerçek güven. Yani, hayatta kalabilmek için biraz şüphe, biraz da mizah şart.
—
Güvenmek ve O An: İçsel Savaş
Bir başka noktada, güvenmek, insanın içsel savaşını da oluşturur. Gelişen teknolojiyle birlikte her şey daha belirsiz hale gelmişken, insanın bu güven duygusunu test etmesi de bir o kadar zorlaşıyor. Mesela, şu an arkadaşım bana bir haber yolladı: “Yeni bir uygulama buldum, çok güvenilir!” Ama ben ne yapıyorum? Hemen bir araştırma yapıyorum. Yani ne demek güvenilir? Güvenmek kökü nedir, gerçekten? Hangi kök? Herkesin güven konusunda farklı bir yaklaşımı var ve aslında her şey “güven problemi” olabiliyor. Mesela benim telefonumda güvenlik uygulamaları var, ama bir de içimden şöyle bir ses geliyor: “Ya bir gün telefonum çalınırsa ve ben buna güvenip her şeyi buraya kaydedersem?”
İşte güvenmek, her an bir içsel mücadele. Hangi karar doğru? Hangi adım güvenli? Bu, bir İzmirli gencin günlüğüne düşen bir not değil; bu, hayatın içindeki bir soru.
—
Sonuç: Güvenmek Kökü Nedir?
Güvenmek kökü nedir? Uzun bir yolculuğun sonunda bu soruya verdiğim cevap, aslında çok basit: Güvenmek, hem bizden hem de bizden önceki nesillerden, her an yeniden şekillenen bir şey. Hepimizin içinde güven duyma arayışı var, ama bu arayışın da zaman zaman bir mizah halini alması, ona değer katan şeydir. İster eski zamanlarda, ister bugün, güvenmek hala başlı başına bir yolculuktur.
Ve şu da var: Güvenmek, bazen en çok da o “acaba?” sorusunun içinde doğar. Ama eğlenceli olan da bu değil mi? Güvenmek, bir nevi belirsizlikle dans etmektir, ama bu dans, hayatı daha keyifli hale getirir.
Her durumda, güvenmek kökü nedir sorusunun cevabını ararken, arada kaybolmak da önemli. Çünkü kaybolmak, belki de güvenmek için ilk adım olabilir.
“Ya güvenmek, bence biraz eğlenceli, değil mi?”