Lepistes Yemsiz Kaç Gün Yaşar?
Hepimizin hayatında bir dönüm noktası olur, bazen çok belirgin bir şekilde, bazen de küçük ama derinden etkileyen bir olayla… Benimki de, küçük bir balığın açlıkla mücadele ettiği o birkaç gün boyunca gerçekleşti. Lepistes, adını belki de daha önce duymamışsınızdır, ama bu küçük balık, benim için aslında çok büyük bir anlam taşıdı. “Lepistes yemsiz kaç gün yaşar?” sorusu, o dönemde kafamı o kadar çok meşgul etti ki, tam anlamıyla bu sorunun anlamını ve cevabını yaşamış oldum.
Bir Balığın Hayata Tutunma Mücadelesi
Kayseri’deki küçük dairemin akvaryumunda, küçük ama rengarenk balıklar yüzüyordu. Lepistesler, benim için her zaman göz alıcıydı. Onların o zarif hareketleri ve soluklarına kadar görülen vücutları, bana bir şekilde huzur veriyordu. Bir gün, akvaryumuma yeni bir lepistes ekledim. Uzun zamandır bir balık almak istiyordum ama hep bir şeyler engel oluyordu. Belki de biraz daha zaman geçirmek ve her şeyin doğru olması gerektiğini hissediyordum.
O gün, balıkçıdan aldığım lepistesin adı “Beyaz”dı. Bembeyaz, çok zarif bir dişi lepistesdi. Onu akvaryumda gören herkes ne kadar güzel olduğunu söylerdi. Benim için de gerçekten çok özel bir balıktı. Beyaz’ı aldım, akvaryuma yerleştirdim ve hayatıma bir şekilde başka bir şey eklediğini fark ettim.
Ama o kadar kısa bir süre sonra bir şey fark ettim ki, hayatımda gördüğüm en zor anlardan biriydi. Beyaz bir sabah, yemleri pek istemedi. Hep aynı şekilde hareket eden bir balıktı, ama birden sanki yorgun gibi bir şey oldu. Onu izlerken, içimde bir korku oluştu. Bu korku, “Ya bir şey olursa?” korkusuydu. Ama bir gün, sadece bir gün, yemlere hiç yaklaşmadı. Yavaşça yüzdü ama bir şey eksikti.
Beyaz’ın yemlere yaklaşmaması bir işaretti. Lepistes yemsiz kaç gün yaşar? sorusu hemen kafama takıldı. Bir süre, akvaryumda kimse yeme dokunmadı. Ben ise gergindim, hüzünlüydüm. Kendimi suçluyordum. Beyaz’ı aldım, fakat ona tam olarak nasıl bakacağımı bilmiyordum. Akvaryumdaki diğer balıklar da Beyaz’ın neşesiz olduğunu fark ettiler, biraz daha sakinleştiler.
Yaşamla Ölüm Arasında
O gün, biraz daha dikkatli baktım Beyaz’a. Gözleri solmuştu, vücudu eskisi kadar parlak değildi. O an, hayatla ölüm arasındaki ince çizgiyi fark ettim. Beyaz’ın yaşaması, onun minik bir balık olarak her gün yediği yemlere bağlıydı. Bu küçük, zarif canlı, bir anlamda tamamen bana emanet olmuştu. Bir şeylerin ters gittiğini hemen anlamalıydım, ama ben yalnızca hayal kırıklığına uğramıştım. Beyaz yemsiz ne kadar dayanabilir? Hangi balık, herhangi bir canlı yemsiz yaşamaya devam edebilir ki?
Beyaz’ın hiç yem yememesi, bana sadece balık bakmanın değil, aynı zamanda onların birer yaşam formu olduğunu da öğretiyordu. Bu minik balığın yaşaması, benim sorumluluğumdu. O an düşündüm, insanın hayatta en çok korktuğu şeylerden biri de, sahip olduğu değerli şeylerin, ellerinden kayıp gitmesidir. Beyaz, şimdi tam bu noktada, gözlerimin önünde belki de son anlarını yaşıyordu.
Beyaz’ın Son Günleri
Beyaz’ın yemleri reddetmesi üçüncü gününde, ben bir şekilde hayatta kalması için mücadele etmeye başladım. Hedefim sadece ona yiyecek sağlamak değildi. O gün, akvaryumumun yanındaki masada saatlerce yazılar yazdım, düşüncelerimi yazdım. Beyaz bana bir şeyler öğretiyordu: Hayat kısa, sorumluluk büyük, her şeyin bir değeri var ama çoğu zaman yeterince değerini bilemiyoruz.
Beyaz, yemsiz üçüncü günün sonunda, kafamda hep bir umut ışığı vardı. “Belki de biraz daha dayanır,” diye düşünüyordum. Sonra, küçük bir mucize gerçekleşti. Beyaz, yavaşça başını eğdi ve yeme doğru hareket etmeye başladı. Onu gördüm ve kalbim hızla çarpmaya başladı. Evet, Beyaz yem yemeye başlamıştı. Ama gözlerindeki o yorgunluk, bir şeyleri kaybetmiş gibi bakışlar, bana bir şey anlatıyordu.
Beyaz, sonunda yedi ama her şey eskisi gibi olmadı. Yaşam mücadelesi, bence sadece yemekle değil, duygularla, hislerle ve sorumlulukla ilgiliydi. Beyaz, bana hayatta kalma mücadelesini, sevginin ve sabrın önemini öğretti. İnsanlar bazen böyle balıklara benzerler: hayatta kalmak için ne kadar çok şeyin peşinden koşsalar da, bazen en temel şeylere ihtiyacımız olur. Biraz ilgiyi, biraz zaman ayırmayı…
Bir Hayat Dersi: Sonuç
Lepistes yemsiz kaç gün yaşar sorusu, aslında bir anlamda hepimizin ne kadar dayanabileceğimizin bir yansımasıydı. Beyaz’a baktığımda, onun hayatta kalma mücadelesinde yalnızca bana değil, kendisine de ihtiyacı olduğunu fark ettim. Benim ona, o da bana.
Şu an Beyaz, akvaryumda yüzmeye devam ediyor. Belki de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ama o bana çok şey öğretti. Bizler, bazen hayatın yemeğiyle, ekmeğiyle değil, anlamıyla besleniriz. Bir canlının yaşam mücadelesi, belki de sadece küçük bir balığın yediği yemle ölçülür. Ama her bir canlı, bana göre kendi yolculuğunda çok değerli bir iz bırakır.
Beyaz’a teşekkür ettim. Onun sayesinde, bazen küçük şeylere odaklanmanın ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Hayat, tıpkı Beyaz’ın akvaryumda yüzmesi gibi, bazen yavaş, bazen hızlı, bazen de beklenmedik şekilde ilerler. Ama her anı değerlidir.