Okan Yüksel Kaç Yaşında? Bir Hikâye Anlatıyorum
Hayatımda hiç unutmam gereken bir soru vardı: Okan Yüksel kaç yaşında? Bu soruya ne kadar cevap bulmam gerektiğini düşündüm, ama bulamadan bir süre kayboldu. Okan’ın yaşı, aslında çok önemli değildi. Ama zamanla fark ettim ki, yaşı, bir insanın içindeki yansımalarla, yaşadığı hayatla, mücadeleleriyle, kayıplarıyla, belki de hayatına giren her insanla doğru orantılıydı.
Bu yazıdaki duyguları anlatabilmek için biraz geriye gitmem gerekiyor. Okan’ın yaşı kadar bir insanın hayatı, her bir yılına yazılmış bir kitaptı. Ve işte ben o kitabı okumaya başlamıştım.
Bir Yaz Akşamı ve Okan’ın Çekingen Gülüşü
Bir akşam üzeri, Kayseri’nin o sıcağında, terli göğsümle parktaydım. Biraz yürümek ve düşünmek istiyordum. Zihnimde bir sürü soru vardı; hayatın anlamı, yaşadığım ilişkiler, okuduğum kitaplar ve bir soru da Okan’ın yaşı. Çünkü Okan, yıllardır çevremde olan, yaşını hep belirsiz bulduğum bir adamdı. Gözleri, garip bir şekilde büyülüydü. Hangi yaşta olduğunu anlayabilmek, bir tür bilinmezliğin kapılarını aralamak gibiydi.
Gün batıyordu ve parktaki çimenlerin üzerine oturup önümdeki manzarayı izlerken, Okan birden arkamdan belirdi. Onu görünce, içimde bir dalga gibi yükselen hisler vardı. Heyecan, belirsizlik, bir yandan da buruk bir huzur. Çünkü Okan’ı hep arayış içinde görüyordum. Bir gülüşü vardı ki, bir insanın iç dünyasında ne olduğunu tam olarak anlamaya çalışırken, bir o kadar da onu tanıyamamak zor oluyordu. İşte o an, aklımdan geçirdiğim soruyu ona sormak istemiştim. Okan Yüksel kaç yaşında?
Ama sordum mu? Hayır. Çünkü bir süre sonra anladım ki, yaşını bilmek, onu daha çok anlamamıza engel oluyordu. Okan’ı tanıdıkça, yaşın aslında sadece bir rakamdan ibaret olduğunu fark ettim. Bazen insanlar, bir hayatı yaşamak için gerekli olan her şeyin ruhlarında zaten olduğunu göstermek için yıllarını harcarlar. Okan, ruhunda binlerce yaşa sahip bir insandı. Kendisini keşfettiği her an, sanki yeniden doğuyor gibiydi.
Bir Sorunun Peşinden Giderken, Yanıtı Bulamamak
Zamanla, Okan’ın yaşı, sadece bir soruya dönüşmekten çok, bir arayış haline geldi. Kendimi bazen ona soruyu sormadan, daha çok bir dost gibi yaklaşırken buluyordum. Bir akşam, bu soruyu ona sorma cesaretini bulmuştum.
“Sence kaç yaşındayım?” diye sormuştum. Okan gülümsedi ve gözlerini kaçırarak, “Bilmiyorum ama yaşadıklarını gözlerinde görebiliyorum. Yaşının bir önemi yok.” dedi.
O an fark ettim, aslında Okan’ın yaşı benim için değil, sadece bir bilgi olabilirdi. Olan biteni, yaşadıklarını ve görmek istediği dünyayı anlamak, yaşına bağlı değildi. O an fark ettim ki, yaşını sorgulamak sadece bir dışsal şeydi. İçsel dünyasında kaç yaşında olduğuna karar veren, sadece Okan’dı.
Yaşını Bilmeyince, Kendi Yaşına Dair Sorgulamalar Başlar
Bir süre sonra, içimde başka bir duygu yer etmeye başladı. Okan’ın yaşı, aslında bana bir şeyi hatırlatıyordu: İnsanlar ne kadar yaşarsa yaşasın, iç dünyalarında hep bir çocuğa, hep bir yeniliğe ihtiyaç duyarlar. Herkesin içinde bir soru, bir arayış var. Kimse zamanın sınırlarıyla karar veremez. İnsanlar yaşadıkları duygularla büyür, anıların yansımasıyla yaşlarını kavrayabilirler. Bu yüzden, Okan’ın yaşını bilememek, bana da hayatı sorgulatıyordu.
Belki de yaş bir anlam kazanıyordur sadece yaşanmışlıklarla. Kayseri’nin serin akşamlarında, Okan’la yürürken, gökyüzüne bakıp, düşünüyordum: Beni tanıyan insanlar ne kadar yaşadığımı görebiliyor? Ya da bir başkası, zamanla yaşlanan bir insanı sevdikçe, zamanın kaybolduğunu hissedebilir mi?
Zaman, Bizimle Oynuyor
Bir gün, Okan’la birlikte eski bir kafede çay içiyorduk. 25 yaşına basmamın üzerinden çok kısa bir süre geçmişti ve önümde yaşadığım bir dönüm noktası vardı. Okan bana dönüp, “Hayatın anlamını bazen sadece anı yaşamakta bulursun.” dedi. Bunu söylerken gözlerinde bir bilgelik vardı, belki de yaşadığı acılarla harmanlanmış bir bilgelikti.
Yaş, zaman, anılar… Her şey birbirine bağlıydı. Okan’a bir soru sordum ve o cevap vermek yerine, bir anlamda soruyu bana geri iade etti. Ve o an fark ettim: Yaş, sadece yıllardan ibaret bir rakam değildi. Bir insanın ruhu, yıllarla değişmezdi; ne kadar yaşarsa yaşasın, içinde taşıdığı ruh her zaman bir şekilde genç kalırdı. Okan belki 40 yaşında olabilirdi ama gözlerindeki o yaşam sevgisi ve içindeki çocuğu hiç kaybetmemişti.
Sonuçta, Yaş Ne Ki?
Okan’la geçirdiğim her an, aslında yaşadığım her anın kıymetini anlamama yardımcı oldu. Yaşı, zamanla yer değiştiren bir şeydi, ama duygular ve yaşadıklarımız ölümsüzdü. Okan Yüksel kaç yaşında? sorusu belki de sadece bir geçiş noktasıydı. Ama öğrendim ki, yaşı sormak değil, anlamak önemliydi. Ve belki de bu soruyu sormadan önce içsel yaşımı kabul etmek, asıl büyüklüktü.
Evet, belki 25 yaşımda hala bazı şeyleri sorguluyorum, ama öğrendiğim şey şu: Yaşadıkça, bir insan hem büyür hem de bir o kadar küçülür. Büyüdükçe ruhunun ne kadar genç olduğunu görürsün, küçükken de ne kadar olgun olduğunu keşfedersin. Okan’ın yaşı, sadece bir başlangıçtı; asıl önemli olan, her geçen günde insanın ne kadar büyüdüğüdür.