Bir Akşamın İçinde Başlayan Takıntı
Kayseri’nin kış akşamları hep aynı kokar. Sobadan çıkan hafif odun dumanı, dışarıdan gelen buz gibi hava ve insanın içine işleyen o sessizlik… O sessizlik bazen iyi gelir insana, bazen de insanın kendi iç sesini fazla büyütür. O akşam ben tam olarak ikinci haldeydim.
25 yaşındayım. Günlük tutmayı severim. Hatta bazen fazla severim; çünkü içimde biriken şeyleri kâğıda dökmezsem sanki boğulacakmışım gibi hissederim. O gün de öyleydi. Spor salonundan yeni çıkmıştım. Kollarım yanıyordu ama garip bir şekilde tatmin olmamıştım. Aynada kendime bakmış, “neden hâlâ istediğim gibi değil?” diye içimden geçirmiştim.
O gece defterimi açtım. Başlık atmadan yazmaya başladım. Ama aklımda tek bir soru vardı, sürekli dönüp duruyordu:
En hızlı büyüyen kas hangisi?
Bu soruyu internetten görmüştüm. Bir yerde okumuştum belki, belki de birinin ağzından duymuştum. Ama o an mesele bilgi değildi. Mesele, benim içimde büyüyen yetersizlik hissiydi.
Spor Salonunda Başlayan İç Savaş
Bugün Saglikhabercisi sayfasında “En hızlı büyüyen kas hangisi” üzerine hazırladığımız içeriği sizlerle buluşturuyoruz.
Spor salonuna ilk başladığım günleri hatırlıyorum. Herkes aynaya bakıyor, herkes kendine bir yol çiziyor. Ben ise sürekli başkalarına bakıyordum. Daha geniş omuzlar, daha dolu kollar, daha güçlü bir duruş…
İlk zamanlar çok hevesliydim. Protein tozları, programlar, videolar… Her şey bir umut gibiydi. Ama zaman geçtikçe fark ettim ki en zor şey kas yapmak değil, sabretmekmiş.
O gün salonun köşesinde bir hareketi yaparken antrenör yanıma geldi. “Yanlış yapıyorsun,” dedi. Sesi sert değildi ama içimde bir yere dokundu. Sanki sadece hareketi değil, beni de düzeltmeye çalışıyordu.
Ben de sordum:
“Hocam, en hızlı büyüyen kas hangisi gerçekten?”
Bana kısa bir an baktı. Gülümsedi ama o gülümsemenin içinde biraz acı vardı.
“Bazı kaslar hızlı büyür,” dedi. “Ama asıl büyümesi gereken şey sabrın.”
O an bunu tam anlamadım. Ama eve döndüğümde, bu cümle kafamın içinde yankılanmaya başladı.
Defterdeki Çizgiler ve İçimdeki Boşluk
O gece defterime sadece düşüncelerimi değil, hayal kırıklığımı da yazdım. Çünkü aynada gördüğüm şey beni tatmin etmiyordu.
Kollarım çalışıyordu ama sanki içimde bir şey geride kalıyordu. Göğüs çalışırken nefesim daralıyor, sırt çalışırken sanki geçmişim sırtıma yükleniyordu.
Defterde şu cümleyi yazdım:
“Kaslarım büyüyor ama ben küçülüyorum.”
Bunu yazarken bile tuhaf bir şekilde gerçekti. Çünkü dışarıdan değişim görünüyordu ama içeride bir eksiklik büyüyordu.
Sonra tekrar o soruya döndüm:
En hızlı büyüyen kas hangisi?
Bu sefer sorunun cevabını internetten değil, kendimden aramaya başladım.
Omuzlarımın Taşıdığı Şey Sadece Ağırlık Değildi
Bir sonraki antrenmanda özellikle omuz çalıştım. Ağırlık kaldırdıkça içimde bir şeylerin de kalkmasını istedim sanki. Ama öyle olmuyordu.
Her tekrar arasında aynaya baktım. Omuzlarım hafifçe dolmuş gibiydi ama gözlerim aynıydı. Yorgun, biraz kırgın, biraz da aceleci.
O an şunu fark ettim: Ben kas büyütmeye çalışırken aslında kendimi geçmeye çalışıyordum. Ama kendimi geçmek diye bir şey yoktu. Sadece kendimle kalmak vardı.
Yanımda çalışan bir çocuk vardı, benden daha gençti. Çok rahattı. Ne fazla düşünüyordu ne de acele ediyordu. Set arasında bana döndü:
“Abi neden bu kadar kasıyorsun kendini?”
Cevap veremedim. Çünkü gerçekten “neden”ini bilmiyordum.
En Hızlı Büyüyen Kas Hangisi Sorusu İçimde Büyürken
Günler geçtikçe bu soru bir bilgi olmaktan çıktı. Bir takıntıya dönüştü. Sadece sporla ilgili değil, hayatımla ilgili bir şeye dönüştü.
En hızlı büyüyen kas hangisi?
Bunu düşünürken aslında şunu fark ettim: Ben hızlı sonuç istiyordum. Hızlı değişim, hızlı görünürlük, hızlı onay.
Ama hayat hızlı büyümüyor. İnsan da öyle.
Bir gün antrenman sonrası duşta aynaya baktım. Su buharı camı kaplamıştı. Kendimi tam göremiyordum. O bulanıklık içinde düşündüm:
Belki de en hızlı büyüyen kas, görmek istediğimiz şeyle görmek istemediğimiz şey arasında bir yerdeydi.
Çünkü bazı şeyler büyürken görünmez olur.
Kayseri’nin Soğuğunda Kendimle Yürümek
O dönem akşamları sık sık yürüyüşe çıkardım. Kayseri’nin soğuğu yüzüme vururken düşüncelerim daha netleşirdi.
Bir akşam yürürken kulaklığımda hiçbir şey çalmıyordu. Sadece ayakkabımın kaldırıma vurma sesi vardı. O ses bile ritim gibi geliyordu.
Kendi kendime konuştum:
“Bu kadar uğraşıyorum ama neden hâlâ tatmin değilim?”
Cevap gelmedi. Ama içimde bir şey fısıldadı:
“Çünkü sadece kaslarını büyütmeye çalışıyorsun, kendini değil.”
O an durdum. Soğuk nefesimi kesiyordu. Ama içimdeki düşünce daha kesiciydi.
Gerçek Büyümenin Yavaşlığı
Zaman geçtikçe anladım ki bazı kaslar gerçekten hızlı büyüyor. Ama bu bile düşündüğüm kadar önemli değil.
Biceps birkaç ayda değişebilir, omuzlar şekil alabilir, göğüs daha dolu görünebilir. Ama insanın içindeki eksiklik aynı hızla dolmaz.
Bir gün salonda bir aynanın karşısında durdum. Bu sefer kendime farklı baktım. Daha az eleştirel, daha az aceleci.
Kollarım eskisinden daha güçlüydü. Ama asıl fark ettiğim şey şu oldu: Artık o soruyu daha az soruyordum.
En hızlı büyüyen kas hangisi?
Bu soru yerini başka bir şeye bırakmaya başlamıştı. Belki de doğru soruya:
“Ben neden bu kadar hızlı olmak istiyorum?”
Bir Günlük Sayfasının Sonuna Doğru
Defterim artık sadece antrenman notlarıyla dolu değildi. İçsel konuşmalar, küçük fark edişler, bazen de sadece boş sayfalar…
O boş sayfalar bile önemliydi. Çünkü bazen hiçbir şey yazmamak, çok şey anlamak demekti.
Bir sayfaya şunu yazdım:
“Kaslarım değişiyor ama ben artık acele etmiyorum.”
Bu cümleyi yazarken içimde garip bir huzur vardı. Sanki uzun zamandır ilk kez nefes alıyordum.
Sonunda Anladığım Şey
Şimdi geriye baktığımda, o sorunun aslında bir cevap arayışı değil, bir sabır testi olduğunu görüyorum.
En hızlı büyüyen kas hangisi?
Belki triceps, belki omuzlar, belki başka bir şey… Ama benim için cevap artık fiziksel bir şey değil.
En hızlı büyüyen şey, insanın farkındalığı.
Ve bu farkındalık, en ağır ağırlıktan bile daha zor kalkıyor. Çünkü insan kendini kaldırırken sadece kaslarını değil, geçmişini de taşıyor.
Kayseri’nin soğuk gecelerinde yürürken bunu daha iyi anlıyorum artık. Acele etmiyorum. Aynaya daha sakin bakıyorum.
Çünkü bazı büyümeler görünmez. Ve en değerlisi de o.
Bu içeriğimizle “En hızlı büyüyen kas hangisi” hakkında kapsamlı bir bakış açısı sunmaya çalıştık. Saglikhabercisi okurlarına sevgilerle!